banner122

14 Şubat Sevgililer Günü: Tüketim Çılgınlığının Diğer Adı

14 Şubat Sevgililer Günü: Tüketim Çılgınlığının Diğer Adı
12 Şubat 2012 Pazar 13:58

Bir önceki sevgililer günü gelince aklına tüyleri ürperdi Kerim Bey’in; bu yüzden bir kuyumcudan karısının ne kadar değerli olduğunu gösterecek büyüklükte bir tektaşla ayrılıyordu şimdi. Öyle büyüktü ki adamın aldığı tektaş yüzük, elmasın parlaklığı kadının sığlığını bile örtüyordu. Bir önceki sevgililer gününü unutup, eve hediye almadan geldiği için uzun süre konuşmamıştı karısı onunla. Onların ilişkisi birbirlerini yalnızca özel günlerde hatırlayıp diğer zamanlarda yok saymaktan ibaretti. Aslında hediye aldığında da pek memnun olmazdı karısı. Özel günler sadece hediye alınıp verilen katı bir ritüelden ibaretti onlar için. Fakat arkadaş toplantılarında karısı böbürlenerek uzatmalıydı parmaklarını arkadaşlarına. Ne de olsa bol bol reklamı vardı sevgililer gününün ve alınması gereken her tür metanın. Bu çark dönmeliydi onlar fark etmeseler de. Köle gibi çalıştırdıktan sonra, verdiği parayı geri almalıydı sistem, ardındaki ideolojiyi nesnelerin parıltısı altında gizleyerek.  Modern hayattan kovduğu büyünün yerine ihtiyacı ölçüsünde sahte bayramlar üretmeli ve öyle kutsamalıydı ki bu bayramları ve metaları kapitalist sistem, dahil olmayan değersiz hissetmeliydi kendini. Herkes için bir şeyler olmalıydı. İnsanlar kendilerinden çalınan değer ve duygulardan geriye kalan boşluğu bütçeleri ölçüsünde metalarla örtmeli, değersiz yaşamlarına değer katmalıydılar. Tüketilebilir hale getirilmeliydi her şey. Ticarileştirilebilen kültür öğeleri ticarileştirilmeli, ticarileştirilemeyenler ya hayatın dışına itilmeli ya da manipüle edilip, tüketilebilir hale sokulmalıydı. Şeker bayramı olmalıydı örneğin ismi. Kendi kutsal bağlamından koparılıp bol bol tatil reklamları yapılmalıydı bugüne özel.  Sevgi-aşk duygularla değil metalarla ifade edilebilir şekle sokulmalı, gerektiğinde duygular, arzular bile paketlenip satışa hazır hale getirilmeliydi. İnsanın ihtiyaçları bile kendisinden (özünden) kaynaklanan ihtiyaçlar olmaktan çıkartılmalı, tatmin edilmesi gereken gereksinimler, yaratılan sahte ihtiyaçlar yoluyla tatmin ediliyormuş gibi gösterilmeliydi. Tüketmeyi en büyük özgürlük ve hak olarak görür hale getirilmeliydi insanlar. Çılgınlar gibi tüketerek tükenmeli, tüketicilik ile yozlaştırılıp körleştirilmeliydi kitleler. Yoksa nasıl dönerdi bu çark!
            Modernizmin ve onun  ekonomi alanındaki görünümü olan kapitalizm, başta din olmak üzere  büyülü gizemli, fantastik olan herhangi bir şeyi  değerli görmez. Seküler ilerlemeyi kutsayan,  aklı tamamiyle ilahlaştıran bu sisteme göre,  gizemli büyülü şeyler verimsizdir. Kar getirmeyen bu dinsel  ve mitsel oluşumlar hayatın dışına itilmeli en azından etkisizleştirilmelidir.   Weber buna “Büyü Bozumu” der.  Fakat tüketim söz konusu olduğunda sistem büyüyü yeniden hayatın içine alır. Böylece kitleler körleştirilir, kültürel değerler manüple edilip, tüketimi kışkırtacak bir şekle sokulur. Ramazan Bayramı Şeker Bayramına, Kurban Bayramı tatil bayramına dönüştürülür.  14 Şubat Sevgililer Günü de kapitalizmin bir ürünü olan Kültür endüstrisinin (kültür öğelerinin ticarileştirilmesi)çıkarları doğrultusunda kullandığı, içini boşaltım değersizleştirdiği kültürel bir olgudur. Aziz Valentine Günü olarakta bilinen bu gün, MS 3. Yüzyıldan günümüze dek kutlana gelen ve kapitalizmin/endüstriyel iktidarın büyüsünden faydalanıp tüketimi kışkırttığı ve Aziz Valentine'i metalaştırdığı küresel bir ritüeldir.  Zalim Roma imparatorunun “evlilik asker toplamayı güçleştiriyor” bahanesiyle evliliği yasaklaması, bunun üzerine  Aziz Valentinenin çiftleri gizlice evlendirmesi sonucu 14 şubat günü ölümle cezalandırılmasından bir müddet sonra ortaya çıkmıştır. Özünde Hristiyanlığın evlenme ilkesine yaslanan bu gün, günümüzde özellikle sevgililerin tüketim etkinliğine dönüşmüş durumdadır.
İslam düşüncesi, ihtiyacın dışındakini almayı savurganlık, Kurban ve Ramazan Bayramı dışındaki bayramları ve hayata sonradan giren ve ritüele dönüşen özel bütün günleri değersiz görür. İslam, eksene insanı alır: ”Yakınlara, düşküne hakkını ver...” (17:26); tavırda dengeyi: ”Ne elini boynuna bağlayıp cimri kesil, ne de büsbütün açıp tutumsuz ol. Yoksa pişman olur açıkta kalırsın.” (17:29);  harcamada ihtiyacı gözetir: “Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin, bunda aşırı gitmeyin ki, öfkemi hak etmeyesiniz.” (20:81)  Irmağın kenarında fazla suyla alınan abdesti dahi israf kategorisine sokan İslam peygamberi, sırf sistem tüketimi kışkırtıyor diye para vererek, emek vererek, zaman vererek israf ettiğimiz şeyleri görse ne söylerdi acaba?

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
feyza - 7 yıl önce
gerçek sevgiliye
yazın çok güzel olmuş canım tebrik ederim tam da sevgililer günü öncesi bir ders niteliğinde.Umarım herkes kendine düşen payı alır.selamlar.
Avatar
Göbeğini Kaşıyan Adam! - 7 yıl önce
Sayın Bilen,

Sevgililer günü üzerinden yaptığınız, kapitalizm çözümlemesi içeren yazınızı bağladığınız son paragrafta; "İslam düşüncesi, ......., Kurban ve Ramazan Bayramı dışındaki bayramları ve hayata sonradan giren özel bütün günleri değersiz görür." ifadesini hangi bilgiye dayanarak yazmaktasınız merak ediyorum.

Kendi düşüncelerinizi ve fikirlerinizi "İslam Düşüncesi" kavramı içinde paketleyerek servis ettiğinizi düşünmemek için, yazılarınızda sıkça kullandığınız "İslam Düşüncesi" gibi oldukça soyut ve sınırsız genişletilebilir bir kavramı nasıl tanımladığızı açıklamanız (Şayet ilminiz buna yeterse) belki merakımı giderecektir..
Avatar
Hasan Vehbi ERSOY - 7 yıl önce
Sayın Bilen Hanımefendi
GKA rumuzlu yorumdan sonra,sitede makalenizi okumaya karar verdim.
Bilgi birikimi ile yazılmış,sistemlerin varagele alındığı,edebi değeri yüksek bir makale yazdığınız için siz tebrik ederim.Fakat hayata tek taraftan baktığınızı açıkça itiraf etmeliyim.Siz elinizde 1600 yıl öncesi gibi veya 4900 yıl öncesinin Musa?sı gibi güç simgeleyen ?asa?ile gezmek istiyorsunuz hissiyatını verdiniz bana? Hanımefendi ?peygamberler insandır?ve her peygamberde geldiği çağın şartlarına uymuştur.İnsanın sevgilisine aldığı hediyenin içi boştur mantığını nasıl yürütebiliyorsunuz inanamadım.Bir çok evliliklerde problemler olabilir,hediyeler sadece göstermelik olabilir.Çok eşli evliliklerde de ?erkekler neden başka bayan ile de evlenmek isterler?diye düşünmemiz gerekmektedir.Neden islamda çok eşli evlilik mübah görülmektedir?
Sayı Bilen,paranız var ise sizinde bildiğiniz gibi,dünyanın en güzel şeyi,alışveriş yapmaktır.Yani cebinizdeki parayı harcamaktır.Sevgililer günü,babalar-anneler günü vesaire günler çoğunluğun monoton hayatına çeşitlilik katmaktadırlar.Siz belki de televizyon seyretmeye bile kapitalizmin,mal satmak için reklam aracı görüp,karşı çıkıyorsunuzdur.Sevgililer gününde para harcayanlara?şeytanların kardeşi ?gözü ile bakmaktasınız.(onyediden)
Hanımefendi,?değişmeyen tek şey değişimin kendisidir? kanunu, evrenin tek değişmezidir.Decart,Kant,Erasmus daha niceleri ile birlikte,Mısırlı Hermes?i (nam-ı diğer İdris Peygamber) ve ecdadımızın nasıl müslüman olduğunu,zamanın tarihçilerinden incelemelisiniz diye aklıma getiriverdiniz bir anda.
Mutlu günler temennisi ile?
Avatar
H K - 7 yıl önce
ilk yoruma katilmamak elde degil... ilgili ilgisiz herseyi tehditci bir din anlayisiyla aciklamaya calismak neden ?? bilim-teknoloji bu denli hizla ilerlerken insanimizin inatla geriye gitme, kohne fikirler dogrultusunda yasama cabasi ne kadar aci... kimler acaba sorumlulari bunun??


Avatar
H K - 7 yıl önce
duzeltme... katildigim yorum ilk degil ikinci ..
Avatar
Hikmet GÜLGÖNÜL - 7 yıl önce
"Bu çark dönmeliydi onlar fark etmeseler de. Köle gibi çalıştırdıktan sonra, verdiği parayı geri almalıydı sistem, ardındaki ideolojiyi nesnelerin parıltısı altında gizleyerek."

Tebrikler çok güzel olmuş, ilk paragraftaki hikaye tadında ki giriş daha uzun mu olsa idi acep diye düşündüm ama..
Avatar
MUHARREM - 7 yıl önce
Yazı günün anlamına uygun olmuş.Çünkü insanlar hala doğru yaşadıklarını sanıyorlar.......
Avatar
Nurcan Bilen - 7 yıl önce
Nezaket ölçüleri içerisinde dile getirilen tüm eleştiriler için teşekkür ediyorum.
1-İslam düşüncesinin Kurban ve Ramazan Bayramı dışındaki bayramları ve hayata sonradan giren özel bütün günleri değersiz görür sonucuna Hz. Peygamber'in Medine'ye hicretinden hemen sonra Medinelilerin kutladıkları Nevruz ve Mihrican Bayramlarını yasaklayıp yerine Kurban ve Ramazan Bayramını ikame etmesi ile ulaşmış bulunuyorum. Hadis ve Siyer kitaplarında bu bilgi mevcuttur.
2-İslam Düşüncesi; kavramsallaştırması kuşkusuz çok farklı şekillerde anlaşılmaya müsait geniş bir çerçeve sunmaktadır. Ancak tüm farklı türevleriyle bu kavramsallaştırmanın Kur'an ve Sünnet bağlamında geliştiğini söylemek mümkün. Buradaki temel yaklaşımımız her türlü aşırılıktan uzak doğru ortayı (vasat ümmet) bulmak ve paylaşmakla alakalı bir meseledir.
3-İlmimim seviyesine gelince; kendimi bildiğimin alimi bilmediğimin cahili sayarım. Bu ilkeden hareketle okuyor ve kendimi ilmi açıdan geliştirmeye çalışarak kulluk yarışında ilerlemeye çalışıyorum.
4-Hediyeleşmenin sünnet kabul edildiği bir gelenekten geliyorum. Bu konuda bir problem yaşamıyorum. Meselem kitlelerin manipüle edilerek suni ihtiyaçlar tesis ediliyor olduğunu göstermektir.
5-Konumuzla ilgisi yok ancak İslam'da çok evliliğin mübah görülmesini sosyo-kültürel bağlamda değerlendirmek daha sağlıklı tartışma imkanı verebilir. Kaldı ki Allah, Nisa Suresi 3. ayette tek eşle evliliği tavsiye etmektedir. İnsanların (Müslümanların) yanlışlarına bakarak İslam'ı tenkit yanlış olabilir çünkü sui misal emsal olmaz.
6-Harcama konusunda kriterin ihtiyaç olduğunu düşünenlerdenim. Servetin, paranın ve zamanın, insanın emanet bilinciyle yaklaşması gereken değerler olduğunu; insanın dünyaya sahip olmak için değil şahit olmak için gönderildiğine inanıyorum. Sevgililer gününde para harcayanları şeytanın kardeşleri görmek gibi gayri insani ve gayri İslami bir yaklaşımı da benimsemiyorum.
7-Televizyon izliyorum, ancak onun şeyleştirici (insanı nesneleştiren) etkisinin farkındayım.
8-Değişmeyen tek şeyin değişmenin kendisi olduğu şeklindeki sofist yaklaşım felsefe tarihinde Sokrates ve Platon gibi ciddi üstatlar tarafından eleştiri yapılmış bir meseledir. Vesselam.