banner127

Bir Hikaye

Bir Hikaye
10 Haziran 2012 Pazar 12:05

Hep sonuçlar üzerinde konuşuruz.Kızarız, kükreriz, asarız,keseriz. Oysa doğru olan sonuçlar üzerine konuşmak değil, o sonuçları doğuran nedeni, niçini tartışıp,neden sonuç ilişkisi içinde

Bir yere varmaktır.

Akşama kadar, bir iki alışverişi zor yapan esnaf, elbette günü kurtarabilmek için, eline geçirdiği müşterinin canına okuyacaktır. Elbette,on liralık malı yirmi liraya satacaktır. Akşama kadar, bir iki müşteriyi zor gören dükkan sahibi, güne sabah  beş buçukta başlamak yerine saat dokuzda beyler paşalar gibi başlayacak, dükkanının erken açmak zahmetine katlanmayacaktır. Çünkü ne geliri onu sabah erken kalkmaya ikna edecek kadar çok olacak ne de elde ettiği gelir ona amaan, hiç değilse uykumu fazla uyuyayım demesine engel bir durum yaratacaktır.

Çok gezen, turizmi iyi bilen, gezgin büyüklerimiz otogarlardan bir şey almayın derler, nedeni;çürük çarık mal satan otogar esnafı bilir ki, mal sattığı müşteri kolay kolay o semte uğrayamaz, hesap soramaz satıcıdan, çünkü otobüsü, treni o semte bir daha ya uğrar ya uğramaz; onun için otogarlarda, tren istasyonlarında satılan mallar, kalitesiz ve oldukça pahalıdır. Bu sayılan örnekler, bir nedenin sonucudurlar. Hani örnekler biraz uç, biraz insanı rahatsız eden örnekler olabilir ama, bir gerçek var ki, bahsedilen her olayın biraz gerçek tarafı vardır ve hepsinde eğer elde edilen şey önemsizse, yapılan işe verilen önem de çok azdır. Hatta yapılan iş çok da sevilerek yapılmaz.

Kazancı az bir kasabada çalışıyorsanız, elde ettiğiniz çok şey yok, geleceğe çok iyimser bakamıyorsanız, geleceğe yatırım yapayım, daha çok kazanayım gibi bir amacınız yoksa, önünüzde bu konuda örnek yok, elde edilenle yetinmek, günü kurtarmayı marifet sanmak gibi bir döngüye saplanmışsanız, işte o zaman,günü gününe eşit bir insansınız demektir.

Zarardasınız demektir. Orada gelişme olmaz.

Yapılacak olan; yazının başında anlatıldığı gibi, neden sonuç ilişkisi içinde, bu döngüyü kırabilecek çabalara girebilmektir. Yani,hani o alışılmış deyimle elini taşın altına koyabilme becerisini gösterebilmektir.

Bu; önce bir ruh, bir anlayış değişikliği gerektirir. Yani sabah erken kalkıp, dükkanı açmak gerek. Malı, 40 kilometre ötede esnaf kaç liraya satıyorsa o fiyata satmak gerek. Daha kaliteli,

Daha nitelikli alışveriş gerekli, kimse bir daha buradan alışveriş yapmam beni kazıkladılar dememeli. Kimsenin aklına otogarda satılan mal gibi kandırıldım veya haksızlığa uğradım gibi bir olumsuzluk gelmemeli. Bu çaba bile daha çok satış, daha çok kazanç demektir.

Ardından esnafın geliri artacaktır, çünkü dışarıdan alırım daha iyi diyenler azalacak, alışveriş kasaba dışına kaçmayacaktır. Kim bilir bir yerden başlamak ve bu sonuçları gözden geçirmek gerek.

Burada dükkan,alışveriş,esnaf gibi tanımlar sadece örnek olsun diye verildi, sakın kimse üzerine alınmasın.Yazının gerçekle ilgisi yoktur.


İlgili Galeriler
banner117
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.