BUĞULU TARİHİN CAMLARINI SİLELİM

BUĞULU TARİHİN CAMLARINI SİLELİM
09 Şubat 2011 Çarşamba 00:55

Cihan-ı beşer yeni anlıyor seni Ey Ecdad!

Var olduğun yerlerde yokluğuna inatla,

Korku, isyan ve vahşet artıyor katla katla;

Ey bozguncu, kana bürünmüşçesine çatla patla.

Dirlik için geliyor Osmanoğulları bin atla.

 

Balkanlardan çıkan kıvılcım Kuzey Afrika’ya oradan da Kafkaslara sıçradı. Önce Arnavutluk, sonrasında Tunus, Mısır, Sudan,  Dağıstan ve diğer Özerk Türk Cumhuriyetleri…

 

Osmanlı Osmanlı diye diye bir hal olduk. Ama dediğimiz kadar da var yani. Biz ne kadar Osmanlıyı anlatmaya çalışsak da yinede anlattıklarımız kâfi gelmiyor. Osmanlıyı anlamak bugünü ve yarını idrak etmektir.

 

5 asır boyunca Balkanlarda egemenlik kuran Osmanlı için Romanya’nın ünlü büyük tarihçisi Nicolae Jorga şöyle diyor : “ Eğer Osmanlı hâkimiyeti olmasaydı Romenlik varolmazdı, Slav denizi ortasında kaybolup giderdi. Eğer Osmanlı hâkimiyeti olmasaydı hiç şüpesiz Kosava Sırplaşmış olacaktı… Eğer Osmanlı hâkimiyeti olmasaydı Balkanlar’da çok daha başka coğrafya meydana gelecekti…”

 

Osmanlı Devleti, Bulgaristan’da 545 yıl, Yunanistan’da 400 yıl, Sırbistan’da 539 yıl, Karadağ’da 539 yıl, Bosna Hersek’te 539 yıl, Hırvatistan’da 539 yıl, Makedonya’da 539 yıl, Romanya’da 490 yıl, Macaristan’da 160 yıl, Moldova’da 490 yıl, Ukrayna’da 308 yıl hâkimiyet kurmuştur. Bu zaman zarfında Balkanlar huzur ve asayiş içindeydi. Şimdi ise Makedonya toprakları üzerinde emel besleyen Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan stratejik çatışmalar içinde. Bunun yanında Kosova ve Bosna’da yaşan Müslümanlar üzerinde baskılar hissedilir düzeyde. Hırvatlar ve Sırplar Balkanlar’ın jandarmalığına soyunmuşlar; nedendir bilinmez Müslüman nüfus üzerine odaklanmış durumdalar.

 

3 kıtada bir dönem hâkim güç olan Osmanlı, Kuzey Afrika’da da adaleti ve huzuru tesis etmişti. Tunus’ta 308 yıl, Mısır da 397 yıl kalan ecdad;  halka hizmet hakka hizmettir düşüncesiyle oldukça ince bir yönetim tarzı izlemiştir.

 

Akıllı bir adamın biri  yolculuğa çıkacak arkadaşlarına:"-Geçeceğiniz ormanda bir çok tehlike var dedi. Karnınız acıktığında sakın kuvvetsiz ve semiz olduklarına bakıp da fil yavrularını avlamayın, anneleri pusudadır ve evlatlarına zarar verildiği anda amansız bir düşman haline gelirler!.. Öğüdümü tutarsanız iyiliğe kavuşursunuz. Arkadaşları teşekkür edip ayrıldılar. Ormandaki yolculukları pek çetin geçti. Bir süre sonra, karınları acıkmaya, susuzluktan dudakları kurumaya başladı.Tam o sırada yapayalnız dolaşan güzel bir fil yavrusu gördüler. Verilen öğütleri unutup hırsla saldırdılar. Yavru fili yatırıp kestiler ve etinden kebap yaptılar...Kısa zamanda derin bir uykuya daldılar. Aç adam ise sürüyü bekleyen çoban gibi uyanıktı.Akşama doğru kızgın bir fil çıkıp geldi. Korkuyla kendine bakan uyanık ve aç yolcunun etrafında üç kere dolanıp, ağzını üç kere kokladı. Onda yavrusunun kokusunu alamayınca uyuyanların ağzını koklamaya başladı. Evladını kebap edip yiyenleri tanıyınca, birer birer havaya kaldırmaya ve hırsla yere çarpıp öldürmeye başladı. Geride sadece yavrusunun etinden yemeyen akıllı ve uyanık adam kalmıştı.

 

Osmanlıya vefa eden ayakta kalır, cefa eden de kargaşa içinde kalır. Ecdadın torunları, anne fil gibi yavrularına yani hâkim olduğu sahalardaki ülkelere sahip çıkacaktır. Osmanlının mirasına göz dikenler bir gün bu miras yüzünden ağır bir tokat yiyecekler. Koca Osmanlı yeniden güneş gibi doğacaktır.

 

Dünya Osmanlı Devletinin yıkılışından sonra başıboş kalmıştır. Askeri gücüne ve teknolojinse güvenenler demokrasi, insan hakları vb. bahanelerle zulüm yapmaktan geri kalmıyor. Irak’ta ve Filistin’de yaşanan trajedi bu duruma en canlı örnektir.

 

Korku imparatorlukların mimarları anarşizmi, terörü kullanarak birlik ve dirliği bozucu eylemlere zemin hazırlayıp insanlar arasında güven bunalımı oluşturuyor. Güven bunalımı içinde olan insanlar tedirginlik içinde birbirine sarıyor; birbirini vuruyor, kırıyor, öldürüyor. Ve farkında olmadan kendi kendine düşman yaratıyor. Mısır’da ve Tunus’ta yaşananlar da öyle değil mi? Buğulu tarihin camlarını silelim gerçekleri görelim.  Kendimize düşman yaratmayalım, bölünmeyelim, hizipleşmeyelim. Ecdad gibi hareket eden, ecdad gibi dünyaya hâkim olur.

 

Esen kalın, mutlu kalın. Hoşça kalın…

                                                                                      RAMAZAN OSMA

İletisim icin: furkanmete_55@hotmail.com


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AYTAÇ AKIN - 8 yıl önce
SN.OSMA
ELİNE, KALEMİNE VE YÜREĞİNE SAĞLIK.
3 KITADA HÜKÜM SÜREN VE ADALETLE TÜM HALKA DAVRANABİLEN BİR YÖNETİM.
HİZİPÇİLİK YAPANLAR, OSMANLI TOPRAKLARI DIŞINDA ÜLKE KURANLAR ŞU AN BİLE PİŞMANLIKLARINI BELİRTİYOR. OSMANLIYA BAŞKALDIRAN HALKLAR, ADALETTEN UZAK BİR YÖNETİMLE ŞU AN BİLE EZİLEN OLMAK ZORUNDA KALIYORLAR.
Avatar
Orhan - 8 yıl önce
Batılı tarihçilere göre, İslam dünyasının bugün siyasi varlığı, kültür ve dinini muhafazası Osmanlı ve Selçuklu;nun eseridir. (Elbette, bu ihsanın sahibi Allahü tealadır.)
Osmanlı ve Selçuklunun bu hizmeti olmasaydı İslamiyet dünyanın birkaç yerinde azınlık dini olurdu. (Her nimetin asıl sahibi Allahü tealadır.)
Bu güzel konuları kaleme aldığından dolayı Sayın Osma'ya çok teşekkür ederiz.
Avatar
ramazan - 8 yıl önce
hocam yüreğinize sağlık okadar net anlatmışsınızki herkesin anlayabileceği dilde size saygılar sunarım
Avatar
kazım aydın - 8 yıl önce
reis yine bizleri onurlandırdın
keşke her ülkede köşe yazın okunsada osmanlının anlamı ve manasını anlayan olur diye hayıflanıyorum yazını okurken bizim ejdadımız sırt çevirip unutulacak ecdat değil her türkoğlu bunu böyle bilsin
saygılar gerze bolalı köylü