banner126

HAYAT BİR GÜNDEN İBARET DEĞİLDİR

HAYAT BİR GÜNDEN İBARET DEĞİLDİR
18 Temmuz 2012 Çarşamba 15:55

banner128

Ne kadar sıcak gelirse gelsin kimseye güvenme; zaman gelir o sıcaklığı yakar seni, deler geçer. Yutkunursun acı acı, sende mi dersin bir nefes kadar... O zaman acılara dayanır mı yüreğin bilmem. Hal böyle olunca sakınmazsın gözünü daldan budaktan, kafa tutarsın dünyaya Köroğlu gibi. Özürleşir duyguların, hiçbir şey hissetmezsin. Kolun kanadın kırılır adeta, uçmak istersin sonsuzluğa ama uçamazsın. Tat almazsın yediğin lokmadan, içtiğin sudan. Kördüğüme döner içindeki kavgalar.

 

Nefret dilinin ucundadır, sitem gönlünde hapistir zaten… Kasvet ise karnında saklı bir taş, atsan atılmaz satsan satılmaz. Lanet edersin yaşadığın ana. Ama duyuramazsın içindeki ızdırabı. İçin yanar durur. Köküne kurt düşen bir ağaç gibi yıpranmaya başlarsın.  Yıkılmaya yüz tutarsın. İçin için erirsin adeta.

 

Güvendiğin dağlara kar yağınca yangın yerine dönmüştür gönlün artık. Sağa sola bakınırsın saf saf; hayali vurur yollarına, bir  kaşlarını çatarsın bir yüzünü acıtırsın, tablo aynıdır nefret ve pişmanlık… Yanılmışlık da eklenince duygu dünyana,  çaresizlik itivermiştir seni boşluğa.

 

Kaçarsın kalabalıktan yalnızlık ve sessizliğe koşarsın.  Derin düşüncelere dalarsın. Sessizliğin sesinde kafanda belirginleşir artık bazı gerçekler. Düşlerindeki gibi beklentilerindeki gibi olmadığını anlarsın, gözünün önündeki perdeler aralanır.

 

Kaybettiklerin geride bıraktıkların senin değildir artık. Pişmanlığına eyvah, kaybettiklerine de eyvallah demek düşer.  Halbuki  hayat bir günden ibaret değildir. Her doğan bir gün ümitse her batan güneş umutsuzluk olmamalı. Seni yaşatan ümitlerindir. Sarıl seni büyüten, destekleyen canına can katan hayallerine, ümitlerine. Milyonlarca insan var bu dünyada. Bir sende mi bitti her şey ? Dünya dönüyor, zaman akıp geçiyor. Anı en güzel şekilde yaşamak varken kış uykusuna yatmak niye. Daha yaşayacağın baharlar, yazlar var. Mutlaka biri keşfeder seni yeter ki hayat bir gündür deyip vazgeçme hiçbir şeyden.

 

Günlerden bir gün, ormanda yürüyüş yapan aslan derin bir çukura düşer.  Çukura düşen aslan çaresizdir.  Sesini duyurmak için başlar kükremeye acı acı. Aslan çukurda saatlerce mahsur kalmıştır sıcaktan, açlıktan baygınlık geçirmek üzeredir. Aslan üstelik yaralanmıştır. Diğer orman sakinleri aslanın kükremesini duyunca çukurun başına üşüşürler. Ne yapmalıyız, ne etmeliyiz ? Aslanı nasıl kurtarmalıyız ? Gibi çözümlemelerde bulunurken Aslan zaten yaralı, açlıktan da ölmek üzere çukurun üzerini toprakla örtelim yapacak başka bir şey yok derler.

 

Sonra eline kürek alan orman sakinleri Aslanın üzerine kürek kürek toprak atmaya başlar. Zavallı Aslan  üzerine gelen toprakları her seferinde silkeleyip üzerine basmaya çalışır. Aslan ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her kürekle çukur içinde biraz daha yükselmeyi başarır. Ve nihayetinde on yirmi kürek derken  aslan çukurdan kurtulur.

 

Aslanın üzerine kürek kürek  atılan toprak gibi hayat bazen insanın üstüne üstüne gelebilir. Ama önemli olan hayata tutunmaktır. Hayat bir günden ibaret değildir. Hayat tiyatro sahnesine benzer. Biçeceğin rol senin akıbetini belirleyecektir. Bu sahnede ya baş rollerde oynarsın herkes sana göre rol biçer, ya da figüran olursun herkese göre sen rol biçersin. Takdir senin, unutma ki hayat devam ediyor. Nefesinin yettiği yere kadar en güzel şekilde yaşamak varken umutsuzluluğa gebe kalmak sana bir şey kazandırmaz.

 

Sevgi,saygı ve muhabbetle..!

 

Ramazan Osma     İletişim için: furkanmete_55@hotmail.com

 



 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.