banner122

Parçalanan İslam Aklı

Parçalanan İslam Aklı
28 Ocak 2012 Cumartesi 11:30

Parçalanan İslam Aklı
Değerli yazar Mustafa İslamoğlu “Hayatın Yeniden İnşası” adlı eserinde büyük alim Kuşeyri’nin İslam aklının oluşumuna dair üçlü tasnifinden bahseder. Kuşeyri parçalanan İslam aklını burhan -beyan -irfan şeklinde üçe ayırmıştır. Bu üçlü tasnif doğru bilgiye ulaşmanın üç aşamasıdır da aynı zamanda. Asla birbirinden ayrılmaması gereken ama zaman içinde birbirinden kopmuş, birbirlerini tamamlamaları gerekirken karşıt kutuplar haline getirilmiş araçlar.
Hakikate insanın aklını kullanarak ulaşması anlamına gelen Burhan ekolü aklı mutlaklaştırarak beyan ve irfan ekolünü öteler. Hakikate ulaşmada aklın en sağlam yol olduğunu savunur. Temsilcileri filozoflardır. Hakikate bilgi vasıtasıyla ulaşılması anlamına gelen Beyan ekolünün temsilcileri din ilimleriyle ilgilenen her zümredir (fıkıhçılar, tefsirciler, kelamcılar, hadisçiler). Beyan ekolunun aracı rivayet ve vahiydir. Bu ekol ise rivayeti mutlaklaştırıp aklı ve sezgiyi önemsiz görme eğilimindedir. Bu eğilim beyan gibi muhteşem bir bilgi sistemini zaman içinde taklitçiliğe dönüştürmüştür. Üçüncü bilgi sistemi ise hakikate kalple ulaşılması anlamına gelen irfandır. Bu bilgi sisteminin mensubu sufilerdir. Aracı sezgi/ilhamdır. Bu ekol tarih boyunca kendi yeterliliğini değil de diğer iki ekolun yetersizliğini ispat peşinde olmuştur. Burhan ve beyanın yani aklın ve bilginin yetersizliğini.
 Endülüslü ünlü bilgin İbn-i Tufeyl’in 1186 yılında yazdığı “Hay Bin Yakzan” adlı eserin kahramanı Hay, daha bebekken ıssız bir adaya düşmüş ve bir geyik tarafından büyütülmüştür. Aklı erdikçe doğadaki varlıkları inceleyen Hay,  tabiatta ki her şeyin bir kanunu olduğunu idrak etmeye başlar. Yaptığı araştırmalar ve çıkarımlar sonucu her yaratılmışın bir yaratıcısı olması gerektiği sonucuna varır. Yani Hay temiz akıl yoluyla tabiattaki ayetleri okuyup bilgi elde ettikten sonra kalbiyle bir yaratıcıya iman etmiştir.  Burada İbn-i Tufeyl kahramanına hakikate ulaşmada burhan (akıl), beyan (bilgi), irfan (kalp-sezgi) bilgi sistemlerinin üçünü de tam bu sırada kullandırtmıştır. Ki bu üç ekol bir arada İslam aklını oluştururken zamanla ayrışarak İslam aklının parçalanmasına, farklı grupların oluşmasına ve bu grupların birbirine düşman hale gelmesine sebep olmuştur.
Oysa insanı hakikate ulaştıracak şey ne sadece akıl, ne sadece bilgi, ne de bilgi ve akıldan yoksun bir sezgidir.  Akıldan yoksun bir bilgi ne kadar içi boş bir bilgiyse, sezgiden yoksun bir akıl ve bilgi de o kadar yavan ve sığdır. Önemli olan hakikate ulaşma yolunda bu üç bilgi sistemini doğru bir sırada kullanabilmektir. Şöyle ki insanın hakikate ulaşabilmesi için öncelikle temiz bir akla ve doğru bilgiye ye sahip olması gerekir. Temiz akıl olmadan kişi gözleri olmasına rağmen doğruyu göremez. Nasihatleri duyamaz. Ancak temiz akla yüklenen bilgi insanı hakikate götürür. “Kendilerine Tevrat yükletildiği halde onu taşıyamayanların misali; koca koca kitaplar taşıyan merkebin misalidir.” (Cuma:5) Temiz akıl ve doğru bilgiden sonra hakikati idrak etmek için kalp devreye girer. Bu süreç insanda hasıl olduktan sonra insanın gözü gerçeği görür, kulakları doğru işitir. Kalbi ve zihni doğru düşünüp doğru karar verir “Gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur.” (Hac:46)
Temennimiz tarihin hangi döneminde tam olarak parçalandığı bilinmeyen İslam aklının ve müntesipleri arasındaki bu parçalanmışlığın bir son bulması; bunların bir rakip alanlar değil, birbirini bütünleyen bilgi sistemleri olarak görülmesidir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim Dönmez - 7 yıl önce
Nurcan Hanım'ı her zamankinden daha ağır bir konuyu ele alarak gayet anlaşılır şekilde kaleme almasından dolayı kutluyorum. Ancak okurlarımızın bu yazıyı yine de birden çok okumalarını tavsiye ediyorum. Akıl, beyan ve irfan'ı hayatimizin her safhasında birlikte kullanabilenlere gıpta etmeliyiz...
Avatar
merve şahin - 7 yıl önce
Nurcan Hanım bizleri böyle güzel konularla aydınlattığınız için kendi adıma çok teşekkür ederim. devamını bekliyoruz.