N’APSAK BU GENÇLERİ?


Neslihan KUTLU KARAMAN

Neslihan KUTLU KARAMAN

Okunma 05 Temmuz 2021, 12:17

“Şöyle demiş Filozof: ‘Günümüz gençleri öyle umursamaz ki, ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bize, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmemişlerdi. Şimdiki gençler çok duyarsız ve beklemesini bilmiyorlar.

’ Ruhuna ve üslûbuna âşinâ olduğumuz bu söz, M.Ö. 8. yüzyılda yaşayan Hesiodos’a aitmiş. Ne de olsa her çağın Z Kuşağı diye yaftalanan bir nesli var. İşte bunun için Z Kuşağı diye söze başlayarak her şeyi bir çırpıda söyleyip, gençleri anlamama yarışına girmemeliyiz. Gençler şu dünyada yapıp edegeldiğimiz yanlışlar silsilesinin günah keçisi değildir!”

Gençlik… Duyguların (olumlu ya da olumsuz), ideâllerin, hayâllerin/hayâl kırıklarının, cesaretin ve de korkuların; en zirvede yaşandığı çağ olması sebebiyle, tarihteki tüm inkılapların enerjisi ile itici gücü, geleceğin umudu…

Bunun yanı sıra -menfî mânâdâ- bir o kadar eleştirilen, kimi zaman ötekileştirilen, törpülenen, anlaşılmayan varlık. Tabii ki bu bir tenâkuz… Durum böyle iken, tüm iletişim’sizlik hâllerinin tek müsebbibi sayılan yine onlar. Eğitimciler iyi bilir ki, yaşayarak öğrenme en kalıcı öğrenme biçimidir. Onların düşünce ve davranışları üzerinden değerlendirmeler yaparken; bugünün gençlerini yetiştirenlerin, bugünün ebeveynleri olduğunu aklımıza getiriyor muyuz? Getirmiyorsak eğer, tespitlerimizin samimiyeti ve objektifliği sorgulanmalıdır.

Kabul edilmesi gereken bir gerçek var ki; modern insanın genel olarak yaşadığı birçok handikabı sadece gençler değil, her yaş kesiminden insan tecrübe ediyor. Yetişkinler bu durumu göz ardı ederek, fiilleri açısından gençlere karşı bazen orantısız bir eleştiri kültürünü benimsiyor. Hangi konu olursa olsun; sonuca takılıp, nedenler üzerine kafa yormadığımızda sorunları aşamayız. Gençlerle ilgili kanıya vardığımız olumsuzlukların belli sebepleri var: çağın gereksinimleri, teknolojik gelişmeler, ebeveynlerin tutumları, eğitim sistemi gibi sayılabilecek çok neden.

Pek âlâ “N’apsak Bu Gençleri?”

Erol Erdoğan, “yetişkinler ve yaşlıların iletişim sorunu binlerce bölümlük cadı masalı gibidir. Her devirde “Ah şu gençler!” diye başlayan ve “N’apsak bu gençleri?” tarzında biten cümleler kurulur. Hepimizin gençlik tasavvurlarını sahihleştirmek için aynaya bakma zorunluluğu var” diyor ve kitabında ön kabullerimizi değişikliğe uğratıp, ezberlerimizi “birazcık”  bozuyor. “Makul argümanlarla karşılaşırsam ezberlerimi bozarım” diyen gelsin…

Kelimeler değerlidir. İnsanlar kelimelerle bir şeyleri kabul ya da redd eder. Onlar tüm kabullerimizin bel kemiğidir. Bu sebeple kavramlara yüklenilen anlamlar büyük önem arz ediyor. Düşünme eylemi zihnindeki anlam yansımaları ile gerçekleşir. Düşünceler davranışlarımızın menşei, davranışlarımız ise karakterimiz hâline geliyor. Yorulan, yıpratılan, içi boşaltılan ve sürekli olumsuzluk pompalayan kelimeleri bilincimize yüklemek, hayat okumalarımızı sağlıksız bir duruma sokuyor. Sonrasında hayatımızın birçok aşamasında iletişim sorunları ile muhatap oluyoruz ve analitik düşünme, -kendimize ve çevremize karşı- eleştirel bir bakış geliştirme noktasında sorun yaşıyoruz.

“Anlam; kastımızdır, niyetimizdir, demeye çalıştığımızdır ve demek istediğimizdir” diyor yazarımız. Allah Rasulü’nün “çocuklarınıza güzel isimler koyunuz” buyurmasını da bu minvâlde değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Gençlerimiz mânâsı güzel olan, zihinde latif tatlar bırakan kavramlarla zikredilmeye hiç mi lâyık değil?

Üç bölümden oluşan “N’apsak Bu Gençleri?” kitabında, üzerinde önemle durulan nokta da tam olarak bu.

Sîrettekini duyabilene kelimeler hamallık da, mülâhaza ve tahayyüllerimize elçilik edecek var mı kelimelerden başka?

Bu kitap çalışmasını, gençlere yönelik yargılarımıza kelimelerimiz ve cümlelerimiz üzerinden ayna tutmak için yaptığını ifade eden Erol Erdoğan, çalışmanın edebiyatımızda deneme türünün dilini kullanan bir inceleme-araştırma eseri olarak kabul edilmesi isteğinde olduğunu belirtiyor kitabın giriş bölümünde.

Gençleri doğru anlama, onlarla ilgili birtakım yanlış çıkarımları azaltma noktasında bir katkı sağlama çalışmasıdır. Kitabı okuyan Şehit Nurullah Saraç Anadolu Lisesi 9. Sınıf Öğrencisi Ceren KALAFAT’ın kitap hakkındaki düşünceleri ise şöyledir:

“Bu kitap, her kabahati gençlerin işlediğini düşünen büyüklere bir farkındalık yaratıyor. Sürekli gençleri suçlarken, aslında büyüklerin de bir öz eleştiri yapması gerektiğini gösteriyor bence.

 “Sizce tüm kabahat gençlerde midir?”

Hiç düşünmeden birçok büyük evet der ama şunu unuturlar ki; biz gençler, büyüklerimizi örnek alırız. Aslında yazarın da dediği gibi ilk olarak, büyüklerimiz kullandığı kelimelerde seçici olmalıdır.  Kitap; büyüklerdeki farkındalığı arttırmak için örneklerle konuyu çok güzel yansıtmış.”

      

Neslihan KUTLU KARAMAN
Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.